Edebi anlatılarda mimari arketipler üzerine bir inceleme:Evliya Çelebi'nin Seyahatname'si örneği
Küçük Resim Yok
Tarih
2024
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
İstanbul Bilgi Üniversitesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Carl Gustav Jung'un gündeme getirdiği arketip kavramı, insanların doğal olarak sahip olduğu ortak düşünceleri anlatmak için kullanılan kolektif bilinçdışı kavramının yapı taşları olarak düşünülebilir. Jung arketip araştırmalarında mimarlık alanına direkt atıfta bulunmasa da birbirinden bağımsız bireysel araştırmacılar, mimarlıkta arketip kavramı ele almıştır. Mitler ve anlatılarda görünür olan kolektifin imgeleri arketiplerin aranabileceği kaynakları oluşturur. Jung'un işaret ettiği bu anlatı alanı, mimari arketiplerin araştırılması açısından da zengin bir içeriğe sahiptir. Anlatının kaynağı olan anlatıcı ise Benjamin tarafından yoldan gelen biri olarak tanımlanır. Yani anlatı; gezgin ve gezme/seyahat eylemi sayesinde oluşur, yayılır, nesiller boyunca aktarılır. Üç ana kavram olan gezi, anlatı ve arketip arasındaki bu ilişkilere göre seyahatnameler yani gezi yazıları anlatıların dayandığı ilk örnekler ve mekânın ilişkilendiği önemli kaynaklardır. Mimari kültürün, bu örnekler üzerinden arketipler aracılığıyla okunma potansiyeli yeni bir araştırma alanının zeminini oluşturur. Seyyah-anlatıcının yer yer kurgusal olarak ele aldığı mekânlar, kolektif bilinçdışındaki mimari tahayyüllerin harekete geçmesine aracı olur. Çünkü mimari formlar, tezahürleri oldukları arketipsel anlamlar üzerinden deneyimlenir. Anlatı da bu imgesel tetiklenmenin başlatıcı öğesidir. Bu araştırmanın yapılabileceği gezi yazılarından biri olarak Evliya Çelebi'nin Seyahatname'si, dünya edebiyatının en uzun ve kapsamlı seyahat anlatılarından biridir. Çelebi'nin anlatısındaki İstanbul'un mimari tahayyüllerinin izi sürülerek ev, tekil ve ağ türü olarak belirlenen mimari arketipler, kolektif bilinçdışının İstanbul tahayyülünü oluşturur.
The concept of archetype, introduced by Carl Gustav Jung, can be seen as the foundation of the collective unconscious, which describes people's shared thoughts and ideas. Although Jung did not directly connect his archetype research to architecture, independent researchers have discussed the concept of archetype in architecture. The images found in myths and narratives are sources from which archetypes can be derived and explored. This narrative field, highlighted by Jung, provides rich content for researching architectural archetypes. According to Benjamin, the narrator, or the narrative's source, comes from the road. Therefore, narratives are formed, spread, and passed down through generations thanks to the traveler and the act of traveling. Travelogues, or travel literature, are the earliest examples on which narratives are based and are essential sources associated with specific places. By examining these examples, it is possible to interpret architectural culture through archetypes and establish a new field of research. The places that the traveler-narrator encounters sometimes become a means of activating architectural imaginations outside the collective consciousness. Architectural forms are experienced through their archetypal meanings, and narrative is the initiating element of this imaginative process. Evliya Çelebi's Seyahatname, one of the most extended and comprehensive travel narratives in world literature, is one of the travel writings in which this research can be conducted. By tracing the architectural imaginations of Istanbul in Çelebi's narrative, the architectural archetypes house, singular, and network are identified, forming the collective unconscious imagination of Istanbul.
The concept of archetype, introduced by Carl Gustav Jung, can be seen as the foundation of the collective unconscious, which describes people's shared thoughts and ideas. Although Jung did not directly connect his archetype research to architecture, independent researchers have discussed the concept of archetype in architecture. The images found in myths and narratives are sources from which archetypes can be derived and explored. This narrative field, highlighted by Jung, provides rich content for researching architectural archetypes. According to Benjamin, the narrator, or the narrative's source, comes from the road. Therefore, narratives are formed, spread, and passed down through generations thanks to the traveler and the act of traveling. Travelogues, or travel literature, are the earliest examples on which narratives are based and are essential sources associated with specific places. By examining these examples, it is possible to interpret architectural culture through archetypes and establish a new field of research. The places that the traveler-narrator encounters sometimes become a means of activating architectural imaginations outside the collective consciousness. Architectural forms are experienced through their archetypal meanings, and narrative is the initiating element of this imaginative process. Evliya Çelebi's Seyahatname, one of the most extended and comprehensive travel narratives in world literature, is one of the travel writings in which this research can be conducted. By tracing the architectural imaginations of Istanbul in Çelebi's narrative, the architectural archetypes house, singular, and network are identified, forming the collective unconscious imagination of Istanbul.
Açıklama
Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Mimarlık Ana Bilim Dalı, Mimarlık Tarihi, Teorisi ve Eleştirisi Bilim Dalı
Anahtar Kelimeler
Mimarlık, Architecture