ORTAÇAĞDAN RÖNESANSA: HÜMANİZM VE BATI FELSEFE GELENEĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ

dc.contributor.authorCepdibi, Aylin Kılıç
dc.date.accessioned2024-07-18T20:07:18Z
dc.date.available2024-07-18T20:07:18Z
dc.date.issued2018
dc.departmentİstanbul Billgi Üniversitesien_US
dc.description.abstractRönesans, kökenleri XI. yüzyılda Avrupa’da kentlerin ve ticaretin canlanmasına kadar geri götürülebilen, ancak belirgin bir biçimde ortaya çıkışı XV. yüzyılda İtalyan kent-devletlerinde mümkün olan öncelikli olarak edebiyat, resim, mimarlık gibi sanat alanlarında belirginleşerek zamanla tüm Avrupa’ya yayılan bir yenileşme hareketidir. Rönesans’ın tartıştığı konular, insan yaratıcılığı ve dehasıyla ortaya koyduğu tüm eserler dikkate alındığında onu ‘süreklilik içinde bir değişim’ olarak değerlendirmek mümkündür. Bu bakımdan Rönesans, üzerinde yükseldiği Ortaçağdaki kimi değişimlerin etkilediği ve kendinden sonraki modern dünyanın oluşumunu biçimlendiren bir yenileşme hareketidir. Burada süreklilik kadar kopuş, benzerlikler kadar farklılıklar, uyum kadar karşıtlık da vardır. Ortaçağ(lar)dan kopuşu oluşturan en önemli unsur hiç şüphesiz bu dönemle birlikte insanın, kendi eylemiyle kendini gerçekleştiren, kendi tarihini kendi yapıp ettikleriyle oluşturan bir varlık olduğu anlayışıdır. En yetkin ifadesini ‘yurttaşlık Hümanizması’ akımında bulan bu akım, kamusal hayata etkin katılım ve siyasal görev bilincinin ve erdeminin yüceltilmesidir. Böylece bütün bir Ortaçağa damgasını vuran tümüyle tefekkür hayatının (vita contemplativa) yüceltilmesine karşıt bir biçimde ilk kez vita activa, insanın siyaseten etkin olması, hayatını kendi eylemleri ve kararlarıyla biçimlendirebileceği görüşü yüksek sesle dile getirilmiş ve gerçeklik kazanma şansı yakalamıştır. Bu bakımdan, Batı felsefe geleneği içinden bakıldığında (Machiavelli’ye kadar) Rönesans’ın ayrı bir felsefi akım yaratamamış olması anlaşılırdır. Kendine dayanak oluşturacak bir felsefi gelenek bulamayan bu ilk dönem, bütün bir Ortaçağ boyunca devam eden Aristoteles ve Platon arasındaki çekişmelerin yeni döneme uygun olarak yeni sentezlere varılmasıyla yetinmek zorunda kalmıştır.en_US
dc.identifier.endpage203en_US
dc.identifier.issn2148-0958
dc.identifier.issue10en_US
dc.identifier.startpage170en_US
dc.identifier.trdizinid312580en_US
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/yayin/detay/312580
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11411/5896
dc.identifier.volume0en_US
dc.indekslendigikaynakTR-Dizinen_US
dc.language.isotren_US
dc.relation.ispartofFelsefi Düşün - Akademik Felsefe Dergisien_US
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanıen_US
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen_US
dc.titleORTAÇAĞDAN RÖNESANSA: HÜMANİZM VE BATI FELSEFE GELENEĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ
dc.typeArticle

Dosyalar