Yazar "Zorlu, Eda Sertkaya" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 1 / 1
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Kadın-erkek eşitliği ve ataerkil zihniyet açılarından evlenen kadına tanınan kıdem tazminatı korumasının değerlendirilmesi(İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2022) Zorlu, Eda Sertkaya; Kaçar, Cansu MuratoğluAtaerki, en genel anlamıyla erkeğin yönetim çatısı altındaki toplumsal yapılanmayı ifade etmektedir. Erkeğin yönetim çatısı tabirinden de anlaşılacağı üzere ataerki, toplumun en küçük birimi olan aileden başlamak üzere toplumun tamamında eşitsiz ilişkiler inşa etmiştir ve bu ilişkiler günümüzde hala etkisini sürdürmektedir. Özellikle kadınlar nezdinde ataerkil sistem etrafında yaratılan eşitsizlik, kadınların hukuk çerçevesinde haklarının en başta tanınmasını daha sonra da korunmasını gerektirmiştir. Feminizm ve feminist yaklaşımlar da bu yönde kazanımlar elde edilmesinde önemli rol oynamıştır. Nitekim feminist hukuk teorileri kadın haklarının hukuki düzlemde savunulması, tanınması ve korunması bakımından verilen mücadelede her anlamda kritik etkiler yaratmıştır. Bu etkilerden bazıları açıkça kadın-erkek arasında ayrımcılık teşkil eden uygulamaların hukuken yasaklanması şeklinde ortaya çıkmış, bazıları ise kadın ve erkeğin birbirinden farklı ve erkeğin üstün olduğunu kabul eden ataerkil yaklaşıma karşı kadınları korumak ve eşitliği tesis etmek için kurgulanan mekanizmaların varlığı şeklinde kendini göstermiştir. Ne var ki feminist hukuk teorisinin bazı görüşleri çerçevesinde temellendirilen bazı hukuki düzenlemeler açıkça cinsiyet ayrımcılığı içermiyor ve hatta kadın-erkek eşitliğini sağlama, kadını ataerkil sistemin sebep olduğu geri düşüşten koruma amacı taşıyor gibi görünse ve hatta böyle savunulsa bile, düzenlemelerin temelinde yatan düşünce sistemi yine ataerkil yaklaşımlar barındırmakta, dolayısıyla mücadele edilen olguyu pekiştirme riski taşımaktadır. Nitekim Türk hukukunda da kadınlara dair bazı düzenlemeler, kadını erkekten aşağı görerek açıkça cinsiyet ayrımcılığına yol açmasa da gerek içeriği gerek ise içeriğin altındaki zihniyet bakımından ataerkil yaklaşımın ürünü konumunda kalmaktadır. Bu hukuki düzenlemelerden biri de 1475 sayılı İş Kanunu'nun 4857 sayılı İş Kanunu'nun Geçici 6. maddesi uyarınca yürürlükte olan 14. Maddesidir. Bu madde, kadının evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde kendi arzusu ile iş sözleşmesini sona erdirmesi halinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenmesini düzenlemektedir. Geneli itibariyle kadınlara özel bir hak sağlaması yönünden pozitif ayrımcılık olarak nitelendirilebilecek olan bu hüküm, Türk hukukundaki ataerkil zihniyetin kadına bakış açısını göstermek açısından önemli bir örneği teşkil etmektedir. Zira bu maddenin işletilmesi sonucunda ortaya çıkan tablo, evlendikten sonra 'evinin hanımı' olan bir kadın ve evi geçindirmekle mükellef bir kocayı göstermektedir. Bu itibarla bu çalışmada, kıdem tazminatı koruması merkezde tutularak, söz konusu hükmün ataerkiye dair hangi yaklaşımları nasıl taşıdığı, ataerkil önyargıları içerdiği savunulan bu hükmün pozitif ayrımcılık kapsamında kabul edilip edilemeyeceği ve ataerkil zihniyet yansımalarının Türk hukukunda çeşitli mevzuatlarda ve/veya yargı kararlarında nasıl kendini gösterdiği ele alınacak; benzer nitelikli hükümlerin kadın-erkek eşitliğini sağlamaktan ziyade ataerkil zihniyetin ürünü olan toplumsal cinsiyet algılarını pekiştirip pekiştirmediği sorgulanacaktır.