ELEKTRONİK TİCARETİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN’DA 7214 SAYILI KANUN İLE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN REKABET POLİTİKASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ II: TEKELLEŞME KONTROLÜNE İLİŞKİN DÜZENLEMELER
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bugün dijital platformların faaliyette bulunduğu piyasalara ait bazı iktisadi özelliklerin, tekelleşme sorununa yol açtığı kabul edilmekte ve rekabet hukuklarının bu sorunun çözümünde yeterli olmayabileceği fikri yaygın bir şekilde dillendirilmektedir. Bu nedenle de Avrupa Birliği hukuku başta olmak üzere, çeşitli hukuk sistemlerinde bu soruna yönelik yasal düzenlemeler yürürlüğe sokulmuş ya da sokulmaktadır. İşte 6563 sayılı Kanun’da yapılan değişikliğin de bu eğilimin bir uzantısı olduğu düşünülebilir. Zira Kanun Değişikliği, platformlara yeni bazı yükümlülükler getirmekte ve bunların temel amacının da (gerekçeye göre) rekabeti sağlamak olduğu belirtilmektedir. Kanun’un sistemi de ilk bakışta bu öngörüye uyumludur. Kanun’da net işlem hacmini esas alan parasal eşikler öngörülmüş ve her bir eşiğin aşılması halinde, bazı yükümlülüklerin tatbik edileceği belirtilmiştir. Örneğin, veri kullanım kısıtlaması, indirim ve reklam bütçesi sınırlaması, veriye erişim yükümlülüğü, veri taşıma zorunluluğu ve en çok kayrılan müşteri hükmü yasağı bunlardan bazılarıdır. Ancak Kanun hükümleri detaylı bir şekilde incelendiği zaman, Kanun Değişikliğinin rekabeti koruma amacı ile tam bir uyum içerisinde olmadığı, hukuk politikası açısından izahı güç hükümlerin olduğu görülmektedir. Temel sorun, Kanun’un öngördüğü parasal eşik sistemidir. Parasal eşiklerin seviyesi, bunlarla ilişkilendirilen yükümlülükler ve birden fazla eşiğin varlığı, tekelleşme kontrolü ile tam olarak izah edilemez. Bunun haricinde yine rekabet politikasına hizmet etmesi güç bazı yükümlülükler vardır. Mesela indirim ve reklam bütçesi ve lisans ücreti ilk akla gelen örneklerdendir. Yine platformun markasının, pazaryerinde satılmasının yasaklanması da diğer bir sorunlu kuraldır. Nitekim bu yükümlülük ve yasakların mukayeseli hukuklarda bir karşılığı da yoktur. İşte bu makalede, tekelleşme kontrolüne ilişkin olarak yükümlülükleri açıklıyor ve bunların rekabet politikası açısından anlamını eleştirisel bir bakış açısı ile irdeliyoruz.











