Kaya, Nilay2026-04-042026-04-0420262602-3377https://doi.org/10.33709/ictimaiyat.1705961https://hdl.handle.net/11411/10004Otuz Yıl Savaşları (1618-1648), Avrupa’nın demografik, ekonomik ve toplumsal yapısını derinden sarsmış ve özellikle sivil halkın maruz kaldığı aşırı şiddete dayalı vakalarla hafızalara kazınmıştır. Weißen Berg, Breitenfeld, Lützen ve Magdeburg katliamı gibi çarpışmalar sadece askerî değil, sivil halkları hedef alan yoğun yıkımları da beraberinde getirmiştir. Bu savaş sürecinde hırsızlık, yağma, tecavüz, işkence gibi şiddet biçimleri hem düşman hem de müttefik orduların sivillere yönelik uygulamalarıyla gündelik yaşamın bir parçası hâline gelmiştir. Dahası, sivillerin de askerî unsurlara yönelik şiddet vakaları göz ardı edilemez. Bu çalışma, söz konusu şiddetin bireysel tanıklıklar üzerinden izini sürmektedir. Günlükler, hatıratlar, vaaz metinleri gibi "ben-anlatıları", hem makro tarih anlatılarında kaybolan yerel deneyimleri görünür kılmakta hem de propaganda metinleriyle etkileşimlerini ortaya koymaktadır. Bu makalede Hans Heberle, Volkmar Happe, Peter Hagendorf ve Anna Maria Junius gibi farklı sınıflardan kişilere ait ego-dokümanlar hem şiddetin algılanış biçimlerini hem de fail, kurban ya da tanık olarak sivillerin bu süreçteki konumlarını anlamak üzere incelenecektir.The Thirty Years’ War (1618–1648) profoundly transformed Europe’s demographic, economical and social structures and is remembered especially for the extreme violence inflicted upon civilians. Battles such as Weißen Berg, Breitenfeld, Lützen, and the Magdeburg massacre brought not only military devastation but also immense civilian suffering. Throughout the war, acts of robbery, looting, torture, rape, and other forms of violence became common in daily life, carried out not only by enemy forces but also by allied and domestic troops. Civilian violence against soldiers also occurred and deserves attention. This study traces such violence through personal testimonies, including diaries, memoirs, chronicles, and sermons—forms of “I-narratives” that reveal local experiences often lost in macro-historical accounts. These narratives also reflect interactions with contemporary media and propaganda that drew on themes of apocalypse, fear, and hatred. Examining points of convergence and divergence between personal writings and printed portrayals of war is key. In this article, ego-documents belonging to individuals from different social classes—such as Hans Heberle, Volkmar Happe, Peter Hagendorf, and Anna Maria Junius—will be examined to understand both the ways in which violence was perceived and the roles civilians occupied in this context as perpetrators, victims, or witnesses.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessLate Modern European HistoryYakınçağ Avrupa TarihiOtuz Yıl Savaşları Süresince Alman Coğrafyasında Gerçekleşen Sivil Şiddetin İzlerini Ego-Dokümanlarda SürmekFollowing the Traces of Civil Violence in the German Territories During the Thirty Years’ War Through Ego-DocumentsArticle10.33709/ictimaiyat.1705961351133410