Show simple item record

dc.contributorHistoryen
dc.contributor.advisorFaroqhi, Suraiya
dc.contributor.authorKaplan, Ayşe
dc.date.accessioned2015-06-25T13:39:28Z
dc.date.available2015-06-25T13:39:28Z
dc.date.issued2012
dc.identifier.urihttp://hdl.handle.net/11411/636
dc.description107 pagesen
dc.description.abstract18. yüzyıl İstanbulu bağlamında göç terimi, şehirli İstanbulluların yaz aylarında Boğaziçi kıyılarındaki yalılarına çekilmeleri geleneğini ifade eder. Bu gelenek 1750 yılı civarında popüler hale gelmiş, 18. yüzyıl sonunda Boğaziçi kıyılarındaki yalıların sayısı en yüksek noktaya ulaşmıştır. Bu tez, bostancıbaşı defterlerini kullanarak Boğaziçi kıyılarında belirli bölgelerin bir resmini yakalamaya çalışmakta ve göç geleneğinin Boğaziçi kıyılarının kentsel ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Bu çalışmada Boğaziçi Medeniyeti kavramının eleştirel bir analizi yapılmaktadır. Bu terim, yalıyı, Boğaziçi'ndeki hayatın yegane sembolü olarak tekleştiren milliyetçi ve nostaljik bir bakış açısını temsil eder. Mimarlık ve sanat tarihçileri bu açıdan yalıyı kaybedilmiş bir kültürel miras olarak ele alırlar. Bu tezin ana argümanı, göçün etkilerinin yok olan yalılarla sınırlı olmadığı, aksine kıyılarda zorunlu olarak yapılan kentsel değişiklikler ve göçe katılan insanların sosyal profiliyle birlikte, göçün kıyılar üzerindeki etkisinin aslında büyük oranda kalıcı olduğudur. Yenilikçi bir tarihyazımsal bakış açısına gore 18. yüzyıl, Osmanlı toplumu için bir dönüşüm dönemidir. Buna gore, İstanbul'un ve özellikle Boğaziçi'nin kentsel yapısındaki değişimler bu dönüşümün ürünleridir. Bu bakış açısına uygun olarak, bu tezde bostancıbaşı defterlerindeki bilgiler bahsi geçen sosyal dönüşüm çerçevesi içerisinde değerlendirilmiştir.en
dc.description.abstractThe term göç, in the specific 18th century İstanbul context, indicates the tradition of seasonal withdrawal of urban Istanbul to secondary residences along the Bosphorus. It became popular around 1750 and the turn of the 19th century saw the highest number of waterfront residences along the Bosphorus. Using the bostancıbaşı registers, this thesis tries to capture a snapshot of select lands along the sea, and analyses the effects of göç on the shaping of urban and social configurations of the Bosphorus shores. This study makes a critical analysis of the concept of Bosphorus civilization. The phrase represents a nationalist and nostalgic viewpoint which singularizes the waterfront residence as the ultimate symbol of life along the Bosphorus. As such, yalı is studied by architectural and social historians as part a lost cultural heritage. The main argument of this thesis is that the effects of göç were not limited to the ephemeral yalı, but with the prevailing urban alterations to the shores that it necessitated and with the social profile of the people participating in it, its effects on the shaping of these lands were, in large part, quite permanent. From a revisionist historiographical viewpoint, the 18th century is seen as a time of intense changes and transformations in the Ottoman society. Accordingly, changes in the urban structure of Istanbul, and more specifically the Bosphorus shores, were outcomes of these transformations. Following this line of thought, the information in the bostancıbaşı registers are evaluated within the larger framework of this social transformation.en
dc.language.isoenen
dc.publisherİstanbul Bilgi Üniversitesien
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen
dc.titleFrom seasonal to permanent A study on the effects of göç tradition on the bosphorus shores, 1791-1815en
dc.title.alternativeMevsimlikten daimiye: Göç geleneğinin Boğaziçi kıyıları üzerindeki etkisi üzerine bir çalışma, 1791-1815en
dc.typeThesisen


Files in this item

Thumbnail100%x180

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record